
Altı Çizili Dergisi
Altı Çizili Dergi 1 yaşında! Zaman ne çabuk geçiyor değil mi? Daha dün sanki içimizde ilk sayının hazırlanma heyecanını taşıyorduk. Bugün ise 12. kez buluşuyor olmanın tatlı sevincini yaşıyoruz. Bu sayı özel bir sayı bizim için. Aramıza yeni katılan dostlar da var ama uzun aylar boyunca elimizi hiç bırakmayan yarenlerimiz de var. O değerli dostları andık son sayfamızda. Öte yandan bizi bir okur olarak destekleyen güzel dostlara da en büyük teşekkürü borç biliyoruz. Bu sayımızda daha önce yer verdiğimiz bütün konulardan bir seçki hazırladık. Yazarlarımız tekrar kalemlerini ellerine aldılar ve bu sefer özel bir sayı için sayfalarımızda buluştular. Bizler de duygulandık. Çünkü yazdıkça anlam buluyor yaşam. Sizler sayfalarımızı her çevirdiğinizde Altı Çizili anlamına anlam katıyor. Değerli okur! Altı çizilecek daha nice satırlar var. Okunacak ve yazılacak kelamlarımız var. Yolumuz uzun ama sen yanımızda olduğun sürece o yol yürünmeye değer. İyi ki doğdun Altı Çizili! İyi ki varsın Altı Çizili okuru!
Altı Çizili Dergisi Tanıtım & İçerik Özeti
"Altı Çizili, on ikinci sayısında insan ruhunun kentsel yalnızlıktan kırsal terk edilmişliğe, çocukluk özleminden varoluşsal sorgulamalara uzanan derinlikli haritasını çıkarıyor."
Altı Çizili dergisinin Haziran iki bin yirmi altı tarihli on ikinci sayısı, genel yayın yönetmenliğini, editörlüğünü ve tasarımını üstlenen Fatma Şanlı'nın öncülüğünde okurla buluşuyor. Bu sayıda, insan deneyiminin çok boyutlu yönleri şiir ve denemeler aracılığıyla masaya yatırılıyor. Fatma Şanlı, 'Büyümüş' şiiriyle bireysel dönüşümü ve yazgıyı sorgularken, 'Küçüğüm, Küçüklüğüm' başlıklı denemesinde Sezen Aksu'nun ikonik eseri üzerinden yetişkinliğe geçişin getirdiği yabancılaşmayı ve çocuklukla vedalaşmanın hüznünü ele alıyor. Ahmet Yılmaz Tuncer 'Gölgeler' şiirinde zamanın ve aşkın geçiciliğini sorgularken, Ozan Ebedi geleneksel halk şiiri esintileri taşıyan 'Yuttun Ah!' ile sitemkar bir edebi duruş sergiliyor. Kent yaşamının boğucu atmosferini ve doğadan kopuşu 'Betonların Üzerindeki Gökyüzü' başlıklı çalışmasıyla resmeden Aybike Kazak, modern insanın yalnızlığına ayna tutuyor. Nilgün Kurnaz 'Ben Kimim?' sorusu etrafında varoluşsal bir kimlik arayışına girişirken, Cemal Karsavran 'Yüreğim Delişmen' şiirinde terk edilmiş bir köyün, ıssızlaşan yaylaların ve yok olan kırsal yaşamın sosyolojik portresini çiziyor. Beyza Bozo 'Soru İşaretlerinden Duvarlar' ile bireyler arasındaki aşılmaz sessizlik duvarlarını ve içsel hesaplaşmaları irdeliyor. Gülnaz Okuyan 'Tuğladan Duvara' metninde kalabalıklar içindeki yalnızlığı ve monoloğa dönüşen diyalogları çözümlerken, Bilge Işıl 'İnsanın Bazen Hali' başlıklı yazısında hayatın getirdiği yıkımları ve insanın kendini yeniden inşa etme gücünü felsefi bir dille aktarıyor.
Öne Çıkan Başlıklar & Dosyalar
- Aybike Kazak, modern kentin betonları arasında sıkışan insanı ve gökyüzünü irdeliyor.
- Cemal Karsavran, Yüreğim Delişmen şiirinde kırsal çöküşü ve terk edilmişliği işliyor.
- Fatma Şanlı, Sezen Aksu'nun Küçüğüm şarkısı üzerinden çocukluk ve büyümeyi sorguluyor.
- Gülnaz Okuyan, Tuğladan Duvara metninde bireysel yalnızlığı ve aşılmaz sınırları ele alıyor.
- Beyza Bozo, Soru İşaretlerinden Duvarlar'da iletişimsizliği ve iç sesi çözümlüyor.
İşlenen Temalar
Altı Çizili Dergisi Tanıtım Videosu
Yayınlanan Sayılar

Sayı 12
"Altı Çizili Dergi 1 yaşında! Zaman ne çabuk geçiyor değil mi? Daha dün sanki içimizde ilk sayının hazırlanma heyecanını taşıyorduk. Bugün ise 12. kez buluşuyor olmanın tatlı sevincini yaşıyoruz. Bu sayı özel bir sayı bizim için. Aramıza yeni katılan dostlar da var ama uzun aylar boyunca elimizi hiç bırakmayan yarenlerimiz de var. O değerli dostları andık son sayfamızda. Öte yandan bizi bir okur olarak destekleyen güzel dostlara da en büyük teşekkürü borç biliyoruz. Bu sayımızda daha önce yer verdiğimiz bütün konulardan bir seçki hazırladık. Yazarlarımız tekrar kalemlerini ellerine aldılar ve bu sefer özel bir sayı için sayfalarımızda buluştular. Bizler de duygulandık. Çünkü yazdıkça anlam buluyor yaşam. Sizler sayfalarımızı her çevirdiğinizde Altı Çizili anlamına anlam katıyor. Değerli okur! Altı çizilecek daha nice satırlar var. Okunacak ve yazılacak kelamlarımız var. Yolumuz uzun ama sen yanımızda olduğun sürece o yol yürünmeye değer. İyi ki doğdun Altı Çizili! İyi ki varsın Altı Çizili okuru!"

Sayı 11
"Dünya, bize zarar verebilme ihtimali olan tehlikelerle dolu bir yer. Bu yüzden bizi koruyacağını düşündüğümüz zırhlarımızı kuşanıyoruz. Gerçeklikten korkuyoruz ve maskelerin ardına gizleniyoruz. Bir sır gibi saklanıyoruz ve her fırsatta köşe bucak kaçıyoruz kendimizden. Belki de bu dünyada en büyük bedel ve ödül, insanın kendisi olabilme hakkıdır. Her ne pahasına olursa olsun maskelere gerek duymadan gerçekliğini sergileyebilme cüretini gösterebilmesidir. Neyse ki, bizler gerçeğiz! Altı Çizili derginin değerli yazarları bu sayıda felsefi bir konu üzerinde düşündüler ve mürekkeplerini akıttılar. Konumuz: Maskeler ve Gerçekler. Bu da bir metafor olabilir değil mi? Çünkü çoğu zaman maskenin karşılığı somut bir maske olmayabiliyor. Gerçeklik ise ona yüklediğimiz anlama göre değişebiliyor. Hadi, gelin bakalım! Acaba değerli yazarlarımız bu konu hakkında neler düşünmüşler? Sevgili okur, hoş geldin! Burada maskelerin ardına gizlenmene gerek yok. Altı Çizili senin için hem gerçek hem de güvenli bir yer."

Sayı 10
"“Zaman kıymetlidir,” derler. Çünkü anın içinde ve andan bir parçadır. Yüksek dalgalar gibi akar, durgun bir göl gibi yüzü bize bakar. Onu tanımakla ve anlamakla geçer yıllar. Hâlbuki böyle bir çaba içinde de değildir. Kendi halinde ve olması gerektiği biçimde var olmaktan başka bir şey yapmaz. Onu katmanlı hale getiren, bizim anlam arayışımızdır. Bizler de bu sayıda bu anlamı aramakla meşguldük. Tıpkı sizler gibi bu konuda söyleyecek bir iki çift lafımız vardı. Yazarlarımız bu kez zamanın o çetrefilli yapısını gözler önüne serebilmek için kalemlerini ellerine aldılar. Zaman, farklı biçimlerde değer kazandı ve sayfalarımızda sıralandı. Zaman bir karanlığı hatırlattı bize, bir de geçmişi. Ama hiç kuşkusuz onun sahici gerçekliği tekrar gözümüzün önünde belirdi. Gördük ki yine altı çizilecek satırlara ve hak vereceğimiz o anlamlara çıkmış yolumuz. Sevgili okur, seni tekrar aramızda görmekten mutluyuz. Sen, değerli zamanını şimdi burada sayfalarımız arasında dolaşırken harcayacaksın. Bizler de tekrar buluşmuş olmanın sevincini yaşıyor olacağız. İşte! Altı Çizili dergi onuncu sayısı parmaklarının ucunda. Keyifli okumalar diliyoruz!"

Sayı 9
"Altı Çizili, 9. sayısında kadın kimliğini, görünmeyen emeği ve Matilda Etkisi'ni edebi ve sosyolojik bir derinlikle mercek altına alıyor."

Sayı 8
"Altı Çizili, sekizinci sayısında 'yol' metaforunu merkeze alarak insan ruhunun derinliklerine, unutuşa ve yeniden başlama cesaretine doğru edebi bir yolculuk başlatıyor."

Sayı 7
"Altı Çizili dergisi, 7. sayısında veda teması etrafında şekillenen derinlikli şiir ve denemelerle okurunu melankolik bir içsel yolculuğa davet ediyor."

Sayı 6
"Altı Çizili dergisinin 6. sayısı, güz mevsiminin hüzünlü ve dönüştürücü ruhunu Şükrü Erbaş'ın dizeleri ve özgün edebi eserlerle sayfalara taşıyor."

Sayı 5
"Altı Çizili dergisinin 5. sayısı, gökyüzünün sonsuz maviliğinden Türk mitolojisinin kadim sırlarına uzanan edebi bir yolculuk sunuyor."

Sayı 4
"İnsanın kendi hakikatine, geçmişine ve ruhunun en derin köşelerine yaptığı o kaçınılmaz yolculuk: Altı Çizili, dördüncü sayısında "Eve Dönmek" temasıyla kapılarını aralıyor."

Sayı 3
"İnsanın kendi gerçekliğiyle yüzleştiği, maskelerin ardındaki yalnızlığı ve varoluşsal krizleri ele alan derinlikli bir edebi yolculuk."

Sayı 2
"Altı Çizili, ikinci sayısında modern insanın en derin ve kaçınılmaz sığınağı olan yalnızlık kavramını edebi ve felsefi bir mercekle masaya yatırıyor."

Sayı 1
"Altı Çizili, ilk sayısında 'Bir hayalin peşinden' dosya konusuyla edebiyatın, şiirin ve felsefi sorgulamaların izini sürüyor."
Sen de Kendi Dergini Çıkar!
Dijital Dergicilik Okulu'nda ücretsiz editörlük, yazarlık ve tasarım eğitimleri alarak tescilli dergilerimizin mutfağında yer alabilir, kendi eserlerini binlerce okuyucuyla buluşturabilirsin.
